Koroner Arter Hastalığı ve Koroner Arter Hastalığının Neticeleri

Temiz kan taşıyan damarlar anlamına gelen koroner kelimesinin kökeni Fransızcaya dayanmaktadır. Ater’in kelime anlamı ise atar damardır. Kalbin kas dokusunun kalın olmasından dolayı kalp kanla dolu olmasına rağmen, kanın kasların derinliklerine işleyebilmesi için koroner arter damarlara gereksinim vardır. Koroner arterler adventisyada, musküler ve intima olarak adlandırılan üç ayrı tabakadan oluşmaktadırlar. Sağ ve sol olmak üzere iki ana dala ayrılmış olan koroner arterlerin sol tarafı kalbin ön ve arka kısmına ayrılan iki daldan meydana gelmektedir. Bu nedenle üç ana koroner arterden söz edilebilmektedir. Koroner arterlerin arasında bazı ara bağlantılarda yer almaktadır. Bu bağlantılara kollateral arter adı verilmektedir. Pek çok küçük ve kılcal damar ana dallardan çıkarak kalbi adeta bir ağ gibi sararlar. Koroner arter hastalığı bu damarlarda oluşan tıkanma, daralma gibi nedenlerle ortaya çıkar. Koroner arter hastalığı CoronaryHeartDiseas olarak bilinmektedir ve genellikle bu kelimelerin kısaltması olan CHD adıyla anılır.

Kalbi kanla besleyen damarlar olarak bilinen koroner arterler zaman içerisinde daralabilirler ve tamamen kapanabilirler. Koroner arter hastalığı adı verilen bu hastalıkta kalbin kanla beslenmesi aksaklıklar yaşamaya başlar. Koroner arter hastalığının neticeleri kalp ritminde bozulmalar, istemsiz kasılmalar, kalp yetmezliği, kalp krizi gibi durumlardır. Bu etkiler hastalığın seviyesine doğru orantılı gelişmektedir. Bu hastalık oldukça ciddi neticeler doğurabileceği gibi ölümle de sonuçlanabilir. Koroner arter hastalığı dünyada en sık ölümlerin görüldüğü hastalıkların başında yer almaktadır.

Koroner Arter Hastalığında Görülen Belirtiler Nelerdir?

Koroner arter hastalığı belirtileri kimi zaman şiddetli bir şekilde ortaya çıkan, kimi zamanda uzun süre hiçbir belirtinin gözlemlenmediği bir kalp damar hastalığıdır. Bu hastalığın ilerlemesi neticesinde oluşan rahatsızlıklar nedeniyle kalbin beslenmesinde sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu hastalıkta göğüste ağrı izlenir ve bunun sebebi kalbe yeteri kadar kanın gitmemesidir. Göğüs haricinde çenede ve sol kolda uyuşma ve yine aynı bölgelerde yaygın ağrılar gözlemlenebilir. Bu belirtiler haricinde egzersiz veya çeşitli hareketler yapıldığında zorlanma, ağrı, nefes nefese kalma gibi durumlarda bu hastalığın belirtileri olabilir. Bu hastalığa yakalanmış olan birçok kişi yaptıkları hafif egzersizlerde bile sıkıştıran bir ağrının oluştuğunu ve bu ağrıdan kaynaklı olarak hareket edemediklerini belirmektedirler.     

Oluşan ağrıların kısa bir dinlenmenin ardından ortadan kaybolduğu fakat tekrarlanan bir egzersiz veya fiziksel aktivite sonucunda ağrıların şiddetlenerek geri geldiği bildirilmiştir. Bu ağrıların arkasından nefeste daralma, nefes almakta güçlük, sol göğüs bölgesinde yanma ve yine sol göğüs bölgesinde basınç hissinin oluşması, yorgunluk gibi durumlar koroner arter rahatsızlığı belirtileridir. Fiziksel belirtilerin dışında bu hastalarda zaman zaman aşırı stres, bunalım gibi ruhsal sıkıntılarda görülebilmektedir. Stres durumunda iyice daralan damarlar kalbin yeterli kan alımını engellemekte ve koroner arter hastalığı kaynaklı kalp krizi riski oluşmaktadır. Kalp krizi geçirmek hayati tehlike yaratacak bir durum olduğundan, yukarıda belirtilen durumları kendinizde gözlüyorsanız vakit kaybetmeden doktora gitmekte fayda vardır.

    

Koroner Arter Kimlerde Gözlenir?

Koroner arter rahatsızlığı hemen her yaşta görülebilen ve belli bir grup yaşla sınırlı olmayan bir hastalıktır. İstatistikler incelendiğinde ağırlıklı olarak yaşı ilerlemiş bireylerde görüldüğü gözlemlenen koroner arter rahatsızlığı erkek hastalarda 60 ve kadın hastalarda 70 yaş üstü kişilerde daha yoğun olarak gözlenmektedir. Yapılan incelemeler koroner arter rahatsızlığında yaşın ileri olmasının risk faktörlerini arttırdığını göstermektedir. Yaş sınırı olmadan gözlemlenebilen bu hastalık 50 yaşını geçmiş kişilerde daha yoğun olduğundan bu yaşı geçmiş kişiler düzenli olarak kalp muayenesi yaptırmak suretiyle hastalığı erken teşhis edebilirler. Koroner arter rahatsızlığı görülme yüzdeleri incelendiğinde hastalığın kadınlardan çok erkeklerde daha yoğun olduğu da söylenebilir. Kadınların östrojen hormonu salgılamalarından ötürü bu hastalığa yakalanma riskleri ancak menopoz döneminden sonra artmaktadır.

Birçok hastalığın temel nedenleri arasında yer alan sigara kullanımı koroner arter hastalığının da başlıca sebepleri arasında yer almaktadır. Sigara kullanımı kan dolaşım sistemini bozarak kalbin beslenmesini sekteye uğratmaktadır. Alkol kullanımı da koroner arter hastalığının temel nedenleri arasında sayılmaktadır. Ayrıca düzensiz beslenme, aşırı yağlı yiyecekler tüketme, kilo, gibi sebeplerde koroner arter hastalığını tetiklemektedir. Tansiyon, şeker, kolesterol gibi rahatsızlıklarda koroner arter hastalığının görülme sıklığını arttıran nedenler arasında yer almaktadır. Hareketsiz durmak, egzersiz yapmamak veya aşırı egzersiz de bu hastalığa yakalanma riskini arttıracaktır. Koroner arter hastalığı bu sayılan nedenlerde ve bu nedenlerin gözlendiği kişilerde görülen bir rahatsızlıktır.

Koroner Arter Hastalığının Tedavisi Nasıl Yapılır?

Koroner arter hastalığının tedavisi yapılırken asıl önemli olan husus, koroner damarlarda bulunan darlığın infarktüse yol açmadan tedavinin gerçekleştirilmesidir. Bunun yanı sıra hastalara yapılan eforla göğüs ağrısı veya eforla tıkanıp kalma görülüyorsa tedaviyle hayat kalitesinin artması da hedeflenmelidir. Koroner arter hastalığı tedavisi üç şekilde yapılır. Bunlar sırasıyla, sadece ilaç tedavisi ve yaşam tarzında değişiklik, stent takılması, ilaç tedavisi ve yaşam tarzında değişiklik, by-pass, ilaç tedavisi ve yaşam tarzında değişliktir. Anjiyo yapılmasının ardından hafif ve orta derece damar tıkanıklığı bulunan hastalara ilaç tedavisi ve yaşam tarzında değişiklik önerilir. Çünkü hafif ve orta derece tıkanıklıklarda ilerleyen süreçlerde kalp krizi riski taşımaktadır veya damar tıkanıklıklarının ilerlemesi söz konusudur. Bu aşamada verilen ilaçlarla hem kalp krizi riski azaltılır, hem de hastalığın ilerlememesi sağlanır.

Anjiyo esnasında damarlarda önemli boyutta bir daralma saptanmışsa, aynı seans içerisinde veya sonrasında daralan bölgeye stent ve balon uygulaması yapılabilir. Eğer darlık stentle çözümlenemiyorsa, hastaya ameliyat tavsiye edilir. Bazı durumlarda oluşan ciddi darlıklar damarın uç kısmına denk geliyorsa veya hastanın damar yapısı çok inceyse o takdirde ilaç tedavisi uygulaması yapılması yeterlidir. Stent ya da ameliyatlar koroner arter hastalığını tamamen ortadan kaldırmadıkları sadece damarın o bölgesini açtıkları için ilerleyen dönemde damarın başka bir yerinde tıkanma görülmesi olasılığına karşı bu hastaların mutlaka ilaç kullanmaları gerekmektedir.

 

 

Koroner Arter Belirtileri ve Koroner Arter Teşhisi

Koroner arter damarlarının tıkanması sonucunda kalbe giden kan akışının kısıtlanması koroner arter hastalığının ilk belirtilerinin ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Kişinin fiziksel aktiviteleri esnasında kalbin daha fazla kana ihtiyaç duymasından dolayı hastalığın belirtileri kendini göstermeye başlar. Zamanla en ufak hareket durumunda hatta hiç hareket edilmediğinde bile şikayetler ve aksamalar görülmeye başlanır. Koroner arter hastalığının belirtileri, daralma hissi, nefes almakta zorlanma, bazı hallerde mideye vuran ağrılar, erken yorulma, göğüs kafesinin etrafında görülen ağrı veya yanma hisleri, dikkat dağınıklığı, asabiyet, halsizlik gibi durumlardır.

Koroner arter hastalığı her zaman kendini gösteren bir hastalık değildir. Bazı durumlarda son ana kadar hastalık kendini belli etmemektedir. Özellikle son yıllarda karşılaşılan vakalarda koroner arter belirtileri görülmeyen hastalarda içeriden bir ilerleme ve gelişme yaşanmakta ve en son aşamaya gelindiğinde aktif olarak şikayetler ortaya çıkmaktadır. Bu durum kronik koroner arter hastalığı olarak adlandırılmaktadır. Bunun yanı sıra bazı hastalarda hastalık ani bir şekilde ortaya çıkmakta ve belirti ve iz gözlenmeden ani bir tıkanma meydana gelmektedir. Ani ortaya çıkan tıkanmalarda kalp kası daralması ve hasarları, kalp krizi gibi durumlar kaçınılmaz olmaktadır. Krizler kimi zaman ölümle sonuçlansa da bazı durumlarda yaşam boyunca sürecek kalp ritminde bozulmalara yol açabilmektedir. Kap krizi nedeniyle oluşan ölüm vakaları ani bir tıkanmanın sonucu olabileceği gibi uzun süren bir gelişme evresinin sonucunda da gerçekleşebilir.

Koroner Arter Hastalığı Nedir?

Kalbi besleyen damarlara koroner arter damarları denilmektedir. Kalbin çevresini saran bu atar damarlarda meydana gelen tıkanma, daralma gibi durumlar koroner arter hastalığına sebep olmaktadır. Kişinin yaşamındaki beslenme bozuklukları, aşırı yemek tüketimi, yağlı yiyeceklerin aşırı tüketimi, sigara kullanımı, alkol kullanımı gibi durumlar zaman içerisinde atardamarlara nüfus etmektedir. Damar duvarları genişleyebilen elastiki bir yapıya sahiptirler. Kötü beslenmeye oranlı olarak kan hacmi birçok defa ciddi boyutta artar ve kalp bu kanı pompalayamaz. Örneğin tuzlu bir yiyecek tüketildiğinde vücut dengeyi korumak için su tutmaktadır. Tansiyon bu nedenle artış göstermediği gibi damarlarda esner ve kan miktarında artış meydana gelerek denge sağlanmış olur.

Birçok kişinin yakalandığı koroner arter hastalığının sebeplerini hastalar hala merak etmektedirler. Koroner arter hastalığı tamamıyla damarın yapısındaki bozukluktan kaynaklanan bir rahatsızlıktır. Bu rahatsızlık kişinin beslenme düzeninin bozuk olduğunun, hareket etmediğinin bir diğer ifadesi gibidir. Damarlarda birikme yapan yan maddeler kişilerin yaşları ilerledikçe artmakta ve belli bir yaş sonrasında damar duvarındaki kaslar işlevselliğini kaybederek, görevlerini yerine getirememektedir. Sürekli esneyen damar duvarları, zaman ilerledikçe tıkanıklık ve daralma problemleriyle karşımıza çıkmaktadırlar. Tüm bu oluşumların toplamı koroner arter hastalığı adıyla anılan kalp hastalığının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu hastalığın temel sebebi damar sertliği, tıptaki adıyla ateroskleroz problemleridir. Bu hastalık kalp krizi ve kalbin sağlıklı çalışmaması gibi sonuçlar doğurmaktadır.

Koroner Arter Riski Taşıyanlar Kimlerdir?

Koroner arter hastalığında risk grupları belirlenirken, değiştirilebilir risk grupları ve değiştirilemez risk grupları olmak üzere iki başlık altında inceleme yapılmaktadır. Kişilerin genetik yapıları, DNA’ları ve kalıtımsal özellikleri dolayısıyla gelişen riskler değiştirilemez gurupta incelenmektedir. Değiştirilemez risk grubunda bulunanların belirlenmesinde hastanın ailesinde bu hastalığı taşıyan kişilerin olup olmaması yani hastalığın soy ağacının belirlenmesi, hastanın tedavi süreçlerini etkileyen en önemli unsurların başında gelmektedir. Bunun yanında kişilerin taşımakta olduğu diğer hastalıklarda koroner arter hastalığının tetikleyicisi olabilmektedir. Bu hastalıkların başında kolesterol, hipertansiyon ve şeker hastalığı gelmektedir. Değiştirilemez faktörler incelenirken kişinin yaşı da bu faktörler arasında değerlendirilir. Koroner arter hastalığı kadınlarda 55, erkeklerde 45 yaş üstünde risk teşkil etmektedir. Kadınlarda görülen erken menopoz da koroner arter hastalığının tetikleyicisi olabilmektedir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki koroner arter hastalığı riski kadınlardan çok erkeklerde bulunmaktadır.

Değiştirilebilir etkenler incelendiğinde bunların kişinin yaşam standartlarıyla alakalı olduğu görülmektedir. Dış etkenlere bağlı olan bu değiştirilebilir riskler, sigara kullanımı, alkol kullanımı, stres, hava kirliliği, düzensiz beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo gibi faktörlerdir. Yoğun ve stresli ve hareket etmeden oturularak çalışılan bir iş hayatı da kişilerin bu hastalığa yakalanma riskini arttırmaktadır. Depresyon geçirmek de kişileri koroner kalp hastalığı riskine sokmaktadır. Düzenli yapılan spor, stresten uzak olmak, sigara ve alkol kullanmamak gibi önlemler koroner kalp hastalığı riskini büyük ölçüde azaltmaktadır.

    

Koroner By-Pass Ameliyatı Sonrası Hasta Nelere Dikkat Etmelidir?

Koroner by-pass ameliyatları oldukça riskli ve açık ameliyatlar olduğu için ameliyat sonrasında belli başlı komplikasyonlar görülmesi söz konusudur. Fakat bütün adımları doğru yapılmış bir ameliyatla birlikte iyileşme sürecinde dikkatli bir uygulama yapılır, hasta sağlığına dikkat eder ve doktorun söylediği yeni yaşam koşullarını geliştirirse bu riskler minimuma inecektir. Ameliyat sonrasında dikkat edilmesi gereken hususların başında hastanın eski yaşam koşullarına geri dönmemesi gelmektedir. Verilen ilaçları doğru ve zamanında kullanmak hasta için önem teşkil etmektedir. Özellikle ameliyat sonrasındaki 6 hafta süresince hastanın kendini yormaması ve dinlenmesi önemlidir.

Tüm bunların yanı sıra hasta ameliyat öncesinde sigara kullanıyorsa bu alışkanlığını kesinlikle sonlandırmalıdır. Hatta hastaların ameliyattan 1 hafta önce sigarayı tamamen bırakmaları beklenmektedir. Bu hastalar sigara içmeyecekleri gibi sigara içilen ortamlarda da bulunmamalıdırlar. Alkol de bu hastaların kesinlikle bırakmaları gereken diğer bir alışkanlıktır. Yeme sistemlerinde ciddi bir değişikliğe gitmeleri ve kilo vermeleri de sağlıklarını koruma açısından önemlidir. Hastanın özellikle ameliyat sonrası günlerde dengeli ve hızlı bir iyileşme sağlayabilmesi için ziyaretlerin kısa tutulması ve az ziyaretçi kabul etmesi de yerinde olacaktır. Bu gibi ameliyatlar enfeksiyon riski taşıdıklarından az ziyaretçi bu riski düşürecektir. Hastanın eve döndükten sonra temiz ve mikrop riskinden uzak bir ortamda bulunması, grip, nezle taşıyan kişilerin hastaya yaklaştırılmaması da bu süreçlerde oldukça önemlidir.

Koroner By-pass Operasyonları

Kalbi besleyen damarlarda tıkanma, daralma ve hasar meydana gelmesiyle oluşan koroner arter hastalığı tedavisi ilaçlar yardımıyla, balon kullanılarak veya by-pass yöntemiyle yapılmaktadır. Hastalık için uygulanacak tedavi yönteminin belirlenmesinde kalp kasının ne kadar güçlü olduğu, hastalıklı damarların sayısı, uygulanan ilaç tedavisinin sonuçları ve hastanın yaşı gibi etkenler göz önünde bulundurulmaktadır. Ameliyat olmasına karar verilmiş bir hastanın ameliyata alınma süreci birkaç saatle birkaç gün arasında değişkenlik göstermektedir. Durumu acil olan hastalarda bu süreler kısalmaktadır. Bir kriz sonrasında by-pass yapılmasına karar verilmişse hiç vakit kaybetmeden ameliyat gerçekleştirilmelidir.

Koroner by-pass operasyonu yapılmasına karar verilen hastaların genellikle ameliyat zamanından birkaç gün önce hastaneye yatış işlemleri gerçekleştirilir. Acil vakalarda gerekli olan ön tetkiklerin en önemli olanları gerçekleştirilirken, diğer vakalarda bu erken yatırma işlemi gerekli tetkiklerin tamamlanması içindir. Değerlendirmeler neticesinde operasyon geçirmesine herhangi bir engel bulunmayan hastalar ameliyata alınırlar. Yarım saat ile bir saat gibi bir süre anestezi hazırlıkları süren ameliyatta göğüs kafesi açılır ve genel itibariyle kalp durdurularak operasyon gerçekleştirilir. Bazı hastalarda kalp durdurulmadan da ameliyat yapılabilmektedir. Uzun sürebilen bu ameliyat sonrası hasta yoğun bakım ünitesine alınır ve solunum cihazına bağlanır. İlk günü yoğun bakım ünitesinde geçiren hasta gerekli tetkiklerin tamamlanmasının ardından uygun bulunması halinde hasta servisine çıkarılır. Hasta servisinde bir hafta gibi bir süre takibi yapılan hasta doktorun uygun bulması halinde bir hafta sonunda taburcu edilir. Ameliyatı takip eden 6 hafta hasta istirahat eder ve günlük yaşama dönüş hazırlıkları yapar.

Aritmi Hastalığının Tedavisi

Aritmi hastalığında kalp yetmezliği, miyokardit ve kroner arter hastalığı gibi kardiyak sorunların tedavisiyle, zehirlenmeler, tiroid hastalıkları, elektrolit dengesizlikler benzeri sorunların giderilmesinde antiaritmik ilaçlarla ritim problemleri çözümlenmeye çalışılır. Bunun yanı sıra ritme destek sağlayan kalp pili takılması, şok veren defibrilatör tedavisi yürütülmesi, elektrikikardiyoversiyon gibi elektriksel tedavilerde uygulanabilir. Kalbi besleyen koroner arterlerde meydana gelen tıkanıklık ve darlıklar ritim bozukluğu yaratmışsa stentimplantasyonu ve balon anjiyoplasti uygulaması yapılabilir. Kalp kasında ritim bozukluğuna sebep olan bir odak veya geçiş varsa elektrofizyolojik çalışma yaparak odak ve mekanizma saptanmak suretiyle dondurucu ve ısıtıcı kateterler yoluyla radyofrekansablasyon yapılabilir. Koroner hastalığı nedeniyle oluşan aritminin ortadan kaldırılması için koroner by-pass cerrahisi uygulanabilir.

Ritim bozukluğu ile başvuru yapan olgular başlangıç adımı olarak sakinleştirilmeli, yatak istirahati sağlanmalı, oksijen verilerek, sıvı ve elektrolit kaybı bulunuyorsa hidrate edilmeli ve eksikler giderilmelidir. Tedavi yapılırken önce aritmiye neden olan koroner yetersizlik durumu ve elektrolit dengesizliği benzeri durumların tedavi edilmesi şarttır. Bu benzeri aritmi yaratan patolojilerin tedavi edilmesiyle ya ritim düzensizliği tamamen ortadan kalkar, ya da basit medikal tedaviler yoluyla baskılanır hale gelebilir. Eğer bunlar etkili olmazsa giderek daha fazla oranda hedefe yönelik tedavi uygulanır. Öncelikle doğru ve hastaya uygun antiaritmik ilacın seçilmesiyle işe başlanır. Bu ilaçlar doğru seçilmezlerse proaritmik karakterleri sebebiyle kendileri bir takım yeni ritmik düzensizlikler doğurabilir.